Kış Güneşi Değil İklim Krizi !

Kış Güneşi Değil İklim Krizi !

Aralık ayı boyunca başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin önemli bir bölümünde güneş vardı; tam bir “kış güneşi”.
Kış güneşinin belli bir zamanı vardır Aralık ayında kar yağması gerekirken artık beklentilerin tersine güneş açıyor ve buna herkes hiç duraksamadan, ‘kış güneşi’ diyor.

Oysa kış güneşi değil iklim krizini yaşıyoruz.
Psikolojik açıdan rahatlamak için romantik benzetmeler yapabiliriz ama iklim krizi bir gerçek ve bu gerçeğin farkına varılmaz ise her şey için çok geç olacak.
Görmezden geliyoruz çünkü bu bizi korkutuyor ama bu krizi şu an şiddetli bir şekilde yaşamıyor olsak da dünyanın farklı yerlerinde, özellikle gelişmemiş ülkelerde iklim krizi insanların yaşamlarını sömürüyor.

Avrupa Çevre Ajansına göre iklim krizinin hızının artış sebeplerinin başında insan yapımı sera gazları geliyo. Sera gazlarının başlıca kaynakları:

• Elektrik üretimi, ulaşım, endüstri ve hanelerde fosil yakıt yakılması;
• Ormansızlaştırma gibi, tarım ve arazi kullanımında meydana gelen değişiklikler;
• Düzenli atık depolama
• Endüstriyel flüorlu gaz kullanımı.

Çok geç kaldık ve geç kalmaya da devam ediyoruz ama insanların genel olarak çevrecilik ritüeli ışığı kapat, dişlerini fırçalarken suyu kapattan ileri gidemiyor.
Tabii ki biz bunları zaten hayatımızın bir parçası olarak bilmeliyiz. Ama yine israf var, atıklar, tüketim, çarpık yapılaşma gibi sorunlarımız var. Bunların önüne geçebilmek için yapabileceğimiz çok şey var ama sadece çöpü bağlayıp konteynere atınca hiçbir şey değişmiyor. Değişmediği gibi o çöpler ayrıştırılamıyor çünkü plastik poşetlerin içinde. Kullanılabilecek, yapılabilecek o kadar muhteşem ve doğamızı iyileştirebilecek çevre dostu tasarımlar var ki …

İKLİM KRİZİ VE YAŞAMLARA ETKİSİ

Dünya bu yıl yanan ağaçlara, ormanlara, o alev topuna dönüşmüş ormanlarda ölen onlarca tür canlılara ağladı.
Avusturalya, koca bir kıta küresel ısınmanın etkisiyle yandı, alevlerle başetmek mümkün olmadı. Türkiye’nin farklı illerinde çok geniş ormanlık alanlar yandı. Yangın bölgelerinden gelen görüntülere yüreğimizin katlanması çok zor. Gerçekten bir hayvanın yanan ormanın içinden yani aslında kendi evinden koşarak kaçması çok acı.

2019 YILI ISINMA RAPORU VE TÜKETİM KRİZİ

  • Gün geçtikçe ısınıyoruz. 2019 yılı en sıcak beş yıldan birisi oldu.
  • Avrupa Birliği’nin (AB) Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nde (C3S) yapılan değerlendirmede, bu yıl Temmuz ayındaki hava sıcaklığının, 2016’daki en sıcak ay rekorunu yenileyebileceği kaydedildi.
  • Belçika, Hollanda ve Almanya’da hava sıcaklığı 40 santigrat dereceyi aşıp rekorlar kırarken İngiltere’de de 38,7 derece ile rekor kırıldı. Rekorlar gurur verir ancak bu kez yaşananlar maalesef felaket rekoru. İklim krizi tek bir nokta olarak incelenmemeli çünkü iklim krizinin ekonomiyle, gıdayla, tekstille, hayatımızın her yerinde bir etkisi var.
  • Örnek vermem gerekirse Avrupalılar günde 4.6 ton su tüketiyor. Fakat bunun yaklaşık 3 tonu sanal su tüketimidir. (Üretimde kullanılan suya sanal su deniliyor.) Örneğin her domates yediğiniz zaman dolaylı yoldan 13 litre su tüketiyorsunuz. Bu bir domatesin yetişmesi için harcanan su miktarına tekabül ediyor.
    Örneğin pamuk, yüksek miktarda su tüketen bir ürün. Ortalama bir tişört için gereken 250 gramlık pamuğu üretmek için 2 bin litre su harcanıyor. Tabii bir de boyama, yıkama gibi süreçlerde giden su var. Kot pantolon üretiminde sadece yıkama için bir ton ürün başına 70 ton su gerekiyor. Üretmek varken tüketmeye alıştık ve bu alışkanlıklarımız değişmiyor. Oysa ya biz değişeceğiz ya dünya ve evimiz gelecekte çok zor günler geçirecek.

Ömer Madra’nın bir sözünü buraya yazmak istiyorum “Son araştırmalar, günümüzdeki birkaç on yıl içerisinde yüz milyondan fazla insanın iklim mültecisi olacağını söylüyor” 2020 yılına girdiğimiz bu günlerde, lütfen hayallerinizi kurarken,planlarınızı yaparken ‘benim geleceğim değil bizim geleceğimiz’ demeyi lütfen ihmal etmeyin. Dünyamız açlıkla savaşıyor,yoksullukla savaşıyor ve en önemlisi iklim kriziyle savaşıyor. Ormanlar yanmasın, hayvanlar ağlamasın, çocuklar ne yapacağız diye düşünmesin’ demek istiyorum. Çünkü gerçekten bunları biz istemiyoruz ama maalesef biz çocuklar hep ne yapacağız diye düşünmek zorundayız. Bu kadar kalabalık bir nüfusta bazı şeylerin değişmesi çok zor. Ya birey olarak bizler değişeceğiz yada devlet sürdürülebilirliği zorunlu hale getirecek.

2019 Yılı Isınma Raporu’nda, yoksulluğun başlıca nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı olarak bazı bölgelerde besin yetersizliği, kuraklık, açlık, okyanus sıcaklığının yükselmesi ve gıda üretiminin azalması yer alıyor.Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, iklim krizi önümüzdeki 11 yıl içinde 120 milyon kişinin daha yoksullaşmasına neden olacak. İnsan hakları, küresel politikalar, yoksulluk ve iklim krizi arasındaki ilişkinin incelendiği rapora göre 2030 ila 2050 yılları arasında küresel ısınma yılda 100 milyon kişiyi ekonomik açıdan olumsuz etkileyecek. Üstelik 250 bin kişi ise hastalıklardan ötürü hayatını kaybedebilir. İklim değişikliği sebebiyle bunlardan çok daha fazla kişi yaşama, beslenme, barınma ve su gibi temel insan haklarından mahrum kalacak.
Hükümetlerin Paris Anlaşmasının gerekliliklerine sadık kalmaması durumunda iklim krizinin ekonomik etkilerinin artıracağının belirtildiği raporda, iklim değişikliğinin ekonomi ve insan haklarına etkilerine yönelik politikaların geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Dünyanın farklı yerlerinde olan ülkeler bunu gerçekten yaşıyor, biz ise şimdilik yaşamıyoruz. İnsan elinde olanın değerini kaybetmeden anlayamıyor ama biz bunları yaşamamalıyız dünya bunu hak etmiyor. 16 yaşında olan iklim aktivisti Greta Thunberg ve onunla beraber iklim krizininin önüne geçmek isteyenler çocuklar bunu istemiyor. Çocuklar geleceği yaşatmak için çalışırken yetişkinler işleri maalesef daha da zorlaştırmaya çalışıyor. Ama bizler yola devam edeceğiz çünkü biz bu dünyaya hak ettiği değeri vermek istiyoruz. Umut yeşertmek için yazmam gerekirse Greta Thunberg sayesinde, Fridays For Future yani gelecek için cumalar sayesinde dünyanın dörtbir yanında binlerce öğrenci harekete geçti. Bu binlerce genç umut yeşertmek için çalışıyorlar

İhtiyacımız iklim için birleşmek bizim bugün için ihtiyacımız olan bu hedef çevresinde birlik olabilmek.
Geleceğimiz demek zor gelse de gelecek için cumalar hareketi bizi aydınlatıyor.
İklim için birleşelim.

-Melisa Akkuş

Related Posts

Yorum yazin