RUHUNUZLA FOTOĞRAFINIZ VAR MI?

RUHUNUZLA FOTOĞRAFINIZ VAR MI?

      Merhaba ben Badesu. Bu yazımda ruhunuzla nasıl fotoğraf çekilebileceğinizden bahsedeceğim. Fotoğraf dilimizde  ışık  yardımı ile iz bırakmaktır ve bazı fotoğraflar ruhumuza iz bırakabilir. Anısı olan fotoğrafları hepimiz saklıyoruzdur, neredeyse herkesin evinde fotoğraf albümleri vardır öyle değil mi? Peki albümünüze  ruhunuzla çektirdiğiniz bir fotoğraf daha ekler misiniz? 

    ”Benim fikrimce bir şeyi fotoğraflayana kadar onu gerçekten gördüğünüzü iddia edemezsiniz!”

     Emine Zola’nın bu sözü üzerine düşünmek çok hoşuma gidiyor. Oysa biz görmediklerimize inanmaya ne kadar kabul etmesek de müsaitiz. İnsanlar genelde bir şeye inanmak için her zaman görmeye ihtiyaç duymaz bazen sadece duyması ya da hissetmesi yeterlidir. Peki ya ruhunuz, siz ruhunuzu gördünüz mü?

William H. Mumler

          William H. Mumler bir ruh fotoğrafçısıydı. Hatta kaybettiğiniz yakınlarınızla Mumler sayesinde yeniden fotoğraflarda bir araya gelebiliyordunuz. Mumler bu tekniği tesadüfen buldu. Mumler’in aslında yaptığı şey çoklu pozlamaydı. 1860’larda Mumler’in para kazanmak adına medyum olup çıktı. 19. yy sonlarından itibaren bu fotoğrafçılık hayalet avında kullanıldı.  Benimse asıl bahsetmek istediğim böyle bir sahtekarlık değil. Çok daha mantığa uygun olan Kirlian fotoğrafçılığı. Aura, Paranormal veya Tinsel anlamda kullanılan bir terim olup, canlıların bedenlerinden yayıldığı varsayılan ışınımla oluşan ve gitgide yayılan tesir kuşakları tarzında kendini gösterdiği iddia edilen elektromanyetik alana verilen addır. Aura renkleri insanların tekamül  durumlarına göre değişiyor. Aura üç kısımdan oluşur; Yapışık Aura, İç Aura, Tam Dış Aura. Kirlian fotoğrafçılığıyla çekilebildiğini düşündüğümüz Yapışık Auradır.  Kirlian ve eşi etrafında renkli bir hale benzeri bir taslakla temsil edilen  canlıların havasını yakaladığını iddia ettiler.   

 

          Kirlian  bu fotoğraflara göre her şeyin  içerisinde yaşam gücü bulundurduğunu yani auranın fiziksel kanıtı olarak iddia etti.Bu fotoğraflar hastalığı bile tespit ediyordu. Benim en çok şaşırdığım şey ise kaybettiğiniz uzvu bir bütün halinde fotoğrafta görebilmeniz. Kolunu veya bacağını kaybeden bir insan ya da  koparılmış bir yaprak bu teknikle fotoğrafı çekildiğinde bu parçayı hiç kaybetmemiş gibi bir bütün halinde görünüyor. Bu tekniğin bilimsel açıklamasından bahsetmek gerekirse: Bilim adamları arasındaki genel fikir birliği, görüntülerin yüksek voltajlı bir korona etkisi ile yaratıldığıdır. Aynı işlem Tesla bobinleri veya Van de Graaff jeneratörü gibi diğer yüksek voltaj kaynakları seviyesinde de gözlemlenebilir. Kirlian’ın tekniğini kullanmaya devam eden bilim adamları arasında Korotkov da vardır. Korotkov, Kirlian etkisini insanları tedavi etmek için kullanıyor.

      “İnsanlar olumsuz duygulara -öfke, kıskançlık- sahip olduğu zaman, enerji alanı azalır, küçülür ve hatta bazen yok olur” -Korotkov.

Birbirine aşık iki insanın fotoğraflarını çekti ve auralarının birbirine karışmış olduğunu gördü. Tersine, duygusal bir bağlantısı olmayan iki insanın auraları arasında bir boşluk vardı. Korotkov’a göre aşk iyileştiriciydi. Korotkov auradaki zayıf bölümleri bulup enerji güçlendirerek tedaviyi amaçlar. Kimine göre bu teknik fotoğrafik filmin yüksek voltajlı elektrik enerjisinin korona etkisine karşı doğal bir tepkisidir, bu da onu basit bir ışık hilesi yapar ve daha fazlası değil denmesine rağmen hala bu şekilde tedavi amaçlayan ve inanan birçok insan var buna inanmak ya da inanmamak size kalmış tabii ki de. Ancak Kortkov’un araştırmasını şöyle özetlemiş :

“30 yılı aşkın araştırmanın sonucunda bizlerin sadece maddi bir beden olmadığımızı anladık, biz bundan çok daha fazlasıyız. Aklımız, bilincimiz var ve bunlar sadece beynimizin içinde değil, dışında da var. Dolayısıyla zihnimizi genişletiyoruz, ruhumuzu dışımızdaki çevreye doğru genişletiyoruz. Birlikte, kolektif bir zihin alanı oluşturuyoruz.”

“Eğer olumlu duygular üretirsek, olumlu hisler taşırsak, diğer insanları olumlu bir şekilde etkiliyoruz. Olumsuz duygular ve hisler üretirsek, diğer insanları çok olumsuz bir şekilde etkiliyoruz” dedi. “Sadece olumlu duygularımızla, birbirimize karşı olumlu bir tavır göstererek… dünyamızı daha iyi hale getirebiliriz.

  Fotoğrafı çekilsin ya da çekilmesin ruhunuz, enerjiniz, hisleriniz, bilinciniz bunlar sizin parçanız. Emine Zola gibi görmediğinize inandığınız bir şeyin varlığına ne kadar saygı duyarsınız bilmem ama ne olursa olsun olumlu hissetmek ve hissettirmek bize kalmış.

  BADESU ŞENUZ

 

 KAYNAKLAR:

 https://tr.wikipedia.org/

 https://www.pixsy.com/

 https://epochtimestr.com/

 

Related Posts

Yorum yazin